18 Kasım 2009 Çarşamba

2012


Grip virüsünün beni aradığını biliyordum da haftasonu beklemiyordum. Geldi çat kapı. Pazartesi ve salı da kafa iznim olunca aklıma 2012'ye gitmek düştü; tabii virüsle hesaplaşmamızı bitirmemden güç alıp.
2012'yi; Nostradamus'la 90'lı yıllarda tanışmamla duymuştum ilkin. 2012'yi Nostradamus'un kehanetlerinin bittiği yıl diye biliyordum. Buna bir de astrolojide şaşılacak derecede gelişmiş Mayalara göre kıyametin olacağı yıl bilgisi de eklenince Hoolywood'un sanal gerçeklikte ulaştığı son noktayı görmek için Atakule'deki sinemaya gittim. Sinemalara tek gidişim enderdir. Genelde birileriyle, filmi izlemenin öncesinin ve sonrasının olduğu sosyal bir motivasyondur benim için. Atakule nedense bana evimde film izlemekten farklı hissettirmediğinden kimseyi yanıma katmaya ihtiyaç duymadım açıkcası.
Film konusunda tahminimde doğru çıktım. Aynı Sing'de ya da War of the Worlds'de olduğu gibi bir Amerikan ailesinin dünyasından filmin ana teması işlenir ki yine 2012'de olduğu gibi. Felaket filmlerindeki tüm klasik sahneler mevcut Empire State'i yutan Tsunamiler v.s. Contack'taki gibi tüm dünyanın finanse ettiği ortak projeler v.s. zaten çokça izlediğimiz türlerden yeni bir şey maalesef getiremiyor. Enteresan bulduğum Mayaların kehaneti üzerinde fazla durulmayışı, örneğin sadece güneş patlamasıyla koca filmdeki felaketlerin kuruluşu. Oysa Mayaların kehaneti, Foton kuşağından hiç bahsedilmemesi. Birçok mantık hatası da mevcut. Örneğin yerin saatte 0.5 derece ısındığından bahsediliyor ama bırakın ağaçların tutuşmasını insanların ayakkabısının altı dahi erimiyor. Efektlerde de başarısız. Bir anda parçalanıp yok olan binalar, yerin çatlamaları çok başarısız. Hele bir finaldeki bazı sahnelerin sinemaskop hızda olmayışı böyle Hollywood filminde ilk kez karşılaştım. Puanım 6,0 o da hoşa giden birkaç efektten.

1 yorum:

  1. Sevdim ben halbuki. Felakete doyuran bir film olmuş herşeyden önce ama benim beğenim mantık çipimi kapatarak izlememden kaynaklı olabilir.

    YanıtlaSil